بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
وَالضُّحٰىۙ
Ve-dduhâ
Duhâ'ya (Güneş'in Dünya'yı, âyetlerin de gönülleri aydınlatmaya başladığı an'a) andolsun,
وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ
Velleyli iżâ secâ
Ve (karanlığı çöküp) sükûna erdiğinde geceye (imtihanlar karşısında sekinete eren gönüle) andolsun ki,
مَا رَبُّكَ وَمَا
Mâ vedde’ake rabbuke vemâ kalâ
(Resulüm!) Rabbin seni terk etmedi ve (sana) darılmadı.
وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ
Velel-âḣiratu ḣayrun leke mine-l-ûlâ
Muhakkak ki senin için son olan, ilk olandan (âhiret, dünyadan) daha hayırlıdır.
وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَـرْضٰىۜ
Ve lesevfe yu’tîke rabbuke feterdâ
Şüphesiz yakında, Rabbin sana verecek ve sen razı olacaksın.
اَلَمْ يَت۪ـيـماً فَاٰوٰىۖ
Elem yecidke yetîmen fe-âvâ
(O) Seni (kimsesiz) bir yetim olarak bulup (rahmetiyle) barındırmadı mı?
وَوَجَدَكَ ضَٓالاًّ فَهَدٰىۖ
Ve vecedeke dâllen fehedâ
Ve seni şaşırmış (bir hâlde) bulup hidâyete erdirmedi mi?
وَوَجَدَكَ عَٓائِلاً فَاَغْنٰىۜ
Ve vecedeke ‘â-ilen fe-aġnâ
Seni (manevi olarak) fakir bulup zengin etmedi mi?
فَاَمَّا الْيَت۪يمَ فَلَا
Fe-emmâ-lyetîme felâ tekhar
Öyleyse yetimi sakın (üzüp) kahretme!
وَاَمَّا السَّٓائِلَ فَلَا
Ve emmâ-ssâ-ile felâ tenher
Senden (sual edip bir şey) isteyeni de sakın azarlama!
وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ
Ve emmâ bini’meti rabbike fehaddiś
Ve Rabbinin (sana olan) nimetini (hamd ve şükürle) anlat!