بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ
Veylun likulli humezetin lumeze(tin)
(İnsanları dedikodu yaparak) Arkasından çekiştiren (ve önünden alaya alıp küçümseyerek) kınayan herkese yazıklar olsun!
اَلَّذ۪ي جَمَعَ مَالاً وَعَدَّدَهُۙ
Elleżî ceme’a mâlen ve ’addedeh(u)
O ki malı toplar ve onu sayıp durur.
يَحْسَبُ اَنَّ مَالَهُٓ اَخْلَدَهُۚ
Yahsebu enne mâlehu aḣledeh(u)
O, malının gerçekten kendisini ebedi kılacağını sanır!
كَلَّا لَيُنْبَذَنَّ فِي
Kellâ(s) leyunbeżenne fî-lhutame(ti)
Hayır! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır!
وَمَٓا مَا
Vemâ edrâke mâ-lhutame(tu)
Hutame'nin ne olduğunu biliyor musun?
نَارُ اللّٰهِ الْمُوقَدَةُۙ
Nâru(A)llâhi-lmûkade(tu)
(O) Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
اَلَّت۪ي تَطَّلِعُ عَلَى
Elletî tettali’u ‘alâ-l-ef-ide(ti)
(O) Öyle (bir ateştir) ki (insanın nankörlüğünden ve kendine yaptığı zulmünden dolayı Rabbini kaybetmesi sonucu) yüreklerin üstüne tırmanıp çıkmaktadır.
اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌۙ
İnnehâ ‘aleyhim mu/sade(tun)
(8-9) Muhakkak ki o (ateşin kapıları), onların üzerine uzatılmış direklerle kapatılmıştır!
ف۪ي مُمَدَّدَةٍ
Fî ‘amedin mumeddede(tin)
(8-9) Muhakkak ki o (ateşin kapıları), onların üzerine uzatılmış direklerle kapatılmıştır!