بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ي خَلَقَۚ
İkra/ bi-ismi rabbike-lleżî ḣalak(e)
(Zatıyla ve sıfatlarıyla tecelli edip tüm mevcudatı) Yaratan Rabbinin adıyla (kendini ve tüm mahlûkatı) oku (anla, idrak et)!
خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ
Ḣaleka-l-insâne min ‘alak(in)
(O) İnsanı alaktan (zahiren bir kan pıhtısından, manen de alakasından ve sevgisinden) yarattı.
اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُۙ
İkra/ ve rabbuke-l-ekram(u)
Oku (anla, idrak et ki)! Senin Rabbin Ekrem'dir (zatında kerim olan ve kullarına kerim olmayı ikram edendir).
اَلَّذ۪ي عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ
Elleżî ‘alleme bil-kalem(i)
O ki (kulluğu, insanın fıtratına kudret) kalem(iy)le (yazıp) öğretti (ve talim ettirdi).
عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ
‘Alleme-l-insâne mâ lem ya’lem
İnsana (daha önce kendini, Rabbini ve hiçbir şey bilmezken) bilmediklerini öğretti.
كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰىۙ
Kellâ inne-l-insâne leyatġâ
(6-7) Hayır (sizin zannettiğiniz gibi değil)! Muhakkak ki insan, kendini müstağni (kendi kendine yeterli ve Allah'a karşı ihtiyaçsız) gördüğü için gerçekten (haddini aşarak) azar.
اَنْ اسْتَغْنٰىۜ
En ra-âhu-staġnâ
(6-7) Hayır (sizin zannettiğiniz gibi değil)! Muhakkak ki insan, kendini müstağni (kendi kendine yeterli ve Allah'a karşı ihtiyaçsız) gördüğü için gerçekten (haddini aşarak) azar.
اِنَّ اِلٰى الرُّجْعٰىۜ
İnne ilâ rabbike-rruc’â
Kesinlikle dönüş, Rabbinedir (insan, O'nun huzurunda bu azgınlığının hesabını verecektir).
اَرَاَيْتَ الَّذ۪ي يَنْهٰىۙ
Era-eyte-lleżî yenhâ
(9-10) Bir kulu(muz olan resulümüzü iman edip) desteklediği zaman (mü'minleri bundan) men eden (müşrikler)i gördün mü?
عَبْداً اِذَا
‘Abden iżâ sallâ
(9-10) Bir kulu(muz olan resulümüzü iman edip) desteklediği zaman (mü'minleri bundan) men eden (müşrikler)i gördün mü?
اَرَاَيْتَ اِنْ كَانَ الْهُدٰىۙ
Era-eyte in kâne ‘alâ-lhudâ
(11-12) Hiç düşündün mü, ya o (resulümüz) hidâyet üzereyse veya takvâyı (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışmayı) emrediyorsa?
اَوْ اَمَرَ بِالتَّقْوٰىۜ
Ev emera bi-ttakvâ
(11-12) Hiç düşündün mü, ya o (resulümüz) hidâyet üzereyse veya takvâyı (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışmayı) emrediyorsa?
اَرَاَيْتَ اِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۜ
Era-eyte in keżżebe ve tevellâ
Hiç düşündün mü, ya (bu men eden, âyetlerimizi) yalanlıyor ve (resulümüzden) yüz çeviriyorsa? (Hâli nice olur!)
اَلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىۜ
Elem ya’lem bi-enna(A)llâhe yerâ
O, şüphesiz Allah'ın (onun yaptıklarını ve her şeyi) gördüğünü bilmiyor mu?
كَلَّا لَئِنْ لَمْ لَنَسْفَعاً بِالنَّاصِيَةِۙ
Kellâ le-in lem yentehi lenesfe’an bi-nnâsiye(ti)
(15-16) Hayır (sizin zannettiğiniz gibi değil)! Andolsun ki eğer (o, bu yaptıklarından) vazgeçmezse onu alnından; o yalancı (ve) günahkâr perçeminden mutlaka yakalarız (ve onu cehenneme atarız).
نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍۚ
Nâsiyetin kâżibetin ḣâti-e(tin)
(15-16) Hayır (sizin zannettiğiniz gibi değil)! Andolsun ki eğer (o, bu yaptıklarından) vazgeçmezse onu alnından; o yalancı (ve) günahkâr perçeminden mutlaka yakalarız (ve onu cehenneme atarız).
فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۙ
Felyed’u nâdiyeh(u)
O zaman davet etsin (bakalım) sesini duyanları.
سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَۙ
Sened’u-zzebâniye(te)
Biz de davet edeceğiz zebânileri.
كَلَّاۜ لَا وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ
Kellâ lâ tuti’hu vescud vakterib
Hayır (hakikat onların zannettiği gibi değil)! (Bu yüzden) Sen o (kâfirler)e itaat etme! (Sadece Rabbine itaat ederek O'na) Secde et ve (O'na) yaklaş!